Abaza-Abhaz etnosu «Alashara» Yardımlaşma Uluslararası Birliği

Milana Gvaramiya’nın Panoptikum’u

Паноптикум Миланы Гварамия

“Panoptikum” işte genç Abhaz ressam Milana Gvaramiya’nın ilk şahsi sergisi bu adı taşıyordu. Abhazya resim sanatı alanında tanınmayan genç kızın sıradışı sergisi bu sanat türünün severlerinin dikkatini çekti.

48 büyük boy tuvaller, yağlı boyalar, çok koyu, kasvetli renkler: siyah, koyu-yeşil, bordodan oluşan sergi, gösteri salonunu ziyaret etmeyi düşünmeyip, yakınlardan geçenlerin dikkatini de çekiyor ve sonra onlarda meraklarının peşine takılarak tuvallere bakmaya geliyorlardı.

22 yaşındaki Milana Gvaramiya çocukluğundan resim çiziyor, fakat sadece dört sene önce bunu hayatının en önemli meşgalesi haline getirmeyi istediğinin farkına vardı. Son yıllar içerisinde yağlı boya ile yaklaşık altı yüz resimi çizdi. Sanatsal eğitimi almamış ve daha yeni yeni sanat teorisini öğrenmek için Moskova Devlet Üniversitesi girmiş olan Milana şöye diyor: “Ben süreçten büyük zevk alıyorum ve çalışmam bana zorluk getirmiyor, hiçbir dayatma söz konusu değil ve de durum böyleyse, geliştirmiye niye devam etmeyeyim ki, diye düşündüm”. Eğitim olarak Milana Gvaramiya avukattır, sergiden de anlaşıldığı gibi, ilgi alanı hukuk ile hiç de örtüşmüyor.

Milana’ya herhalde en sık soruların başında resimlerinin niye böyle kasvetli olduğu sorusudur. Ressam bunu kabul etmiyor ve resimlerinde “bir kısım karanlık güçlere” eğilimin olduğunu ve kasvetli olduklarını reddediyor ve dünyayı koyu renklerde gördüğünü asla kabul etmiyor. “Sadece şu an bu tür renk tonlarında kedimi komforlu hissediyorum ve zamanla bunun değişmeyeceğini söylemiyorum” diyor ressam.

Serginin yöneticisi Aditsa Tsikutaniya dediğine göre onun için organize eden kişi olarak Milana Gvaramiya’nın sergisi bir de hayır amaçlı oması da ayrıca çekici olmuştur.

“Müzayede fikri Milana’ya aitti, diğer sergilerde de bizde böyle şeyler olurdu, fakat Merkezi Sergi Salonu’nda asla. Böyle insitiyatife ben çok sevindim ve buna benzer müzayedeler güzel gelenek haline gelselerdi isterdim” diye paylaşıyor organizatör.

Neticede, Milana Gvaramiya’nın resmi açık artırma ile 150 bin rubleye satıldı ve bu para “Aşana” Kültür-Hayır Fonu’nun” hesabına aktarıldı.

Sergiye dönersek, Aditsa Tsikutaniya Milana Gvaramiya’nın sanatının bir tek janr ve akımın çerçevesinde olduğunu belirtemiyor. Yöneticinin düşüncesine sergisi “sürrealizm, avangard ve dekadansın arasında bir şeydir”.

Serginin adı “Panoptikum” de rastgele seçilmiş olmayıp, yunancadan çeviride “herşeyin görmesi” anlamına geliyor. Panoptikum olarak garip, sıkça acayıp ve hatta korkunç, iğrenç şeylerin muzelerini adlandırırlarmış.Bir de onsekizinci asırda panoptikumun felsefi anlamı ifade edilmiş ve bu da birtek gardiyanın tüm tutukluları izediği ve tutukluların da onu izlediği kusursuz cezaevidir. Ve Aditsina Tsikutaniya’nın dediğine göre serginin sahibi işte bu mefhumu seçmiştir.

“Resimleri izlersek her tarafta bakış ve gözleri izleyebiliriz, portreler burada çoktur ve bu yüzden sadece izleyiciler resimlere bakmıyor, aynı zamanda onlar da resimler de insalara bakıyor” diye, anlatıyor o.

“Aida” tuvalesi serginin en dikkat çekici resimlerinden bir tanesi olup, sahibi onun tamamlanmamış olduğunu, fakat sanatının en önemli eserlerinden biri olarak görüyür ve bu yüzden de Milana onu da sergiye eklenmesini istemiş.

“Herhangi bir resimde neyin resmedildiğini anlatmayı sevmiyorum, buna ihtiyaç da yoktur, ben hepten konuşmayı da sevmiyor, fikirlemi sanatımla ifade ediyorum” diyor Milana Gvaramiya.

Milana’nın çalışmalarının içerisinde çok sayıda portre vardı. “Genelde tüm insanları güzel ve çok güzel olduklarını düşündüklerimi, kendi insanlarım olarak kısımlandırıyorum. Bunlar arkdaşlarımdır ve portrelerini sıkça çiziyorum” diyor ressam, tuvalelerinin arasında duruyorken. Ve eğer bayan portrelere dikkatlice bakılacak olursa, serginin ziyaretçilerine yönelmiş gözlerin arasında bu “Panoptikum’da” Milana Gvaramiya’nın gözleri de bulunuyor.