Abaza-Abhaz etnosu «Alashara» Yardımlaşma Uluslararası Birliği

Sümer Dili Kelimelerinin Abaza Dili ile Uyuşumu

Соответствие и созвучие шумерских слов с языком Абаза

Bir önceki yayında filoloji ilimleri doktoru Maryat Haratokova, Obri Fessenden’in “Kafkasya Geçidi’nin Su Altında Kalmış Medeniyeti” adlı çalışmasını baz alarak, Sümer tanrılarının etimolojilerini analize etmek suretiyle  Abazaların eski devir Sümerleri ile bağlantıları konunusunda düşüncelerini paylaşmıştı.

Aynı konuda Eduard Çaçev’in Amerikalı yazar ve tarihçi Ayzek Azimov’dan öğrendiği Sümer kelimeleri ile Abaza sözcüklerinde uyumu keşfetmesini ve bununla ilgili düşüncelerini sizinle paylaşıyoruz.

Orta Doğu, Mısır, Kafkasya tarihi yazarlarının çalışmalarını dikkatlice okuyunca, Abazaların eski çağlarda ne kadar büyük medeniyetlere sahip olduğu hakkında düşünmemek elde değil. Söz konusu medeniyet Sümerlerin torunları olan halkta yaşamaya devam ediyor. Üç bin yıl öncesinde Sümerler büyük felaketle karşılaşmış. Bir zamanların büyük medeniyetinin parçaları tüm dünyaya ve aynı zamanda Kafkasya’ya yayılmıştır. Amerikalı yazar ve tarihçi Ayzek Azimov “Yakın Doğu. On Bin Yılların Tarihi” eserlerinde Sümerlerin talihinden ayrıntılı olarak bahsediyor. O, belki de, söz konusu medeniyet küçücük parçasının uzaklardaki Kafkasya’da korunduğunu aklından bile geçirmemiştir. A. Azimov’un kitabında yazdığı şehir, köy, nehir, firavun, çar isimleri şimdiki Abazaca ile uyuşum sağlamaktadır.

Sümerlerin bir zamanlar yeryüzünü ziyaret eden, çok medeni yaban gezegenli pagan tanrıları olan Annuaki’leri ele alalım. Sümerler onları tanrı olarak adlandırırlardı. Annuaki – bu Sümer kelimesinin ilk başında “An” hecesi bulunuyor; ki Sümerler Abazlar gibi en önemli pagan tanrıya bu adı veriyor. “Nun” hecesi – yer yüzünün yaratılışı ile ilgili mitolojide mevcuttur. Abazaların en çok saydığı ve hala bahsediyor oldukları pagan tanrı “An’dır”. Kurtarma hakkında şu şekil duaları mevcuttur “Annun nun” (Bizi kurtar).

Ra, Mza, An ve Diğer Tanrılar

Ra Sümerlerde Güneş tanrısı olarak biliniyor.

Amza pagan-Abazalarda kölelerin tanrısıdır. Leningrad ilim adamı, tarih profesörü G.F. Turçaninov “Kafkasya’nın En Eski Yazı Dilinin Keşfi ve Deşifre Edilmesi”  adlı monografisinde eskilerden kölelerin geceleri çıranın etrafında toplanarak ibadet ettiklerini yazıyor. Olay Biba, sonradan ise Vavilon olarak adlandırılan şehirde gerçekleşiyordu.

Sümerlerin “Addad” adındaki pagan tanrısının adı Abazaca “ddra” – “gürültü, gürültü çıkarmak” kelimesi ise uyum gösteriyor. Abazaların felaket ve doğa affetlerinde “Adıdıd! Ançva haçvıhçat!” (Adıdıd! Bizi koru!) şeklinde seslendirdikleri nidaları da mevcut olup, Addad tanrıya yalvarıştır.

Sümer medeniyetini kabul eden Akkad çarı Sargon, Marduk’u baş tanrı ilan etmiş ve bu da Abaza “Mara duk” (bir adet büyük güneş) ile uygunluk gösteriyor. Sümer alim-rahiplerin sayesinde söz konusu tanrının popülerliği binlerce yıl devam etmiştir. Ona Vavilonlular ve Amoreyler (Amorey dilinde konuşan eski devir Ön Asya eski sami halkı) ve bazı Asurya çarları ona hizmet etmişlerdir. Bir kez daha Abaza “mara” sözcüğüne dikkatlerinizi çekelim ve Abazacada anlamı “Ra’nun bulunduğu yer” (Ra damu) şeklindedir.

Ra tanrı Yere inmiş ve kendini “Atum” olarak adlanrımış, ve de Yer, Gök, Su tanrıları olan yardımcıları sayesinde insanların yeryüzüne yerleşmesine yardımcı olmuştur.

Sümerler, “Aşnun” şehrini bir zamanlar Anunaklar-yaban gezegenlilerin bulundukları Nun’a çıkış kapıları olduklarını sayıyorlardı. Ve burada Abazada “Aşv Nun’a” (günümüzde telaffuzu “Nun aşv” – “Nun’un kapıları) dikkat etmeden geçemeyiz.

Sümer’in Şehir ve Çar Adları

Çok eski devirlerden, daha Sümer’in bazı şehirleri Hett (Hatt) Çarlığı’na dahil iken, Tsarakuj hakkında var olan ve nesilden nesle aktarılan şu şekilde kafiye mevcuttu:

– ЪахIы, ъахIы!  (Ahı, ahı!)

– Дзачвыйа ауи? (Dzaçvıya ayi?)

– ЦIаракIвыжв сакIвпI. (Tsarıkvıjv sakvp)

– Уабаъаз?      (Uabaaz?)

– ХIаты саъан…   (Hatı saan...)

(– Кхе, кхе! – Кто это? – Царакуж. – Где ты был? – В Хаттах…)  (- Khe, khe! – Kimdir bu? Tsarakuj. – Neredeydin? – Hatt’aydım...)

“Ur” – Fırat nehri boyunda şehir, geçiş yeri anlamındadır (Abaz “Uır” – geç, yüzerek geç ile karşılaştırın).

“Uruk” – geçiş yerinın yükseği (Abazadaca “Uır akv”). M.ö. 3100 Uruk’ta dünyada ilk yazı dili ortaya çıkmıştır. Uruk şehrinde Eyannatum Urukogin alim çarı hüküm sürmüştür. “Gin” kelimesi tıpta ilmini ifade ediyor.

Uruk şehirli Sümer çarını Gelgomeş olarak adlandırıyorlardı. Orijinalde onun adı “Garga mşvı” (Gyarg-ayısı) şeklinde telaffuz edildiğini zannediyorum, çünkü A. Azimov söz konusu Gelgomeş adlı çarın büyük fiziki güce sahip olduğunu yazıyor.

Abaza Biberdov prenslerinin etimolojisi onların Mesopotamya’da bulunan Sümer Biba köyünden olduklarını tahmin etmeye izin veriyor, ki daha sonra Rumlar Biba’yı Vavilon olarak adlandırmışlar: Bibard – Biba yıardaz – Biba çıkışlı.

Sıradaki Sümer çarının ölümünden sonra yerini yardımcılarından biri almış ve kendini çarın yakın adamı Sargon olarak ilan etmiş, ki Sümer ve Abaza dillerinde (sargvan) “yakınım” anlamındadır.

Sümer’in en eski şehirlerinden Lagaş – belki de “la” (“göz/gözler” ikinci anlamı “köpek”) ve “gvaşv” (ana kapılar) bileşimi olabilir. Şehir Basra Körfezi’nde olup, çarı Eyannatum’du. Onun adı üç pagan tanrı adının bileşimidir: Ey, An, Atum. Buradan da Sümer aristokrasisinin adlarını tanrıların adlarından oluşturduğu görülüyor.  

Lagaş’tan yaklaşık 200 km. uzaklıkta Elam (Abaza “yalam” şehri “ayrı yaşayanlar” anlamındadır) şehri bulunmaktadır.

Tahmini olarak Karadeniz’in kenarında bulunan Gudey kabilesi başkentini Gudauta olarak adlandırmış ve anlamını “Gudeylerin (Gudau) yaşadıkları yer” olarak çevirebiliriz. Şu an Abhazya’da aynı adı taşıyan şehrin bulunduğu gerçeğini de es geçmeyelim. Abhazların “Akva” olarak adlandırdıkları Sohum şehrini de Akkad kabilesi inşaa etmiş olması da pekala mümkündür.

Dicle nehrinin üst akımında Aşnun şehri bulunuyordu. Söz konusu şehrin adını “Nuna kapı” olarak çevirilebilir: “aşv” – “kapılar”, “nun” – yeryüzünün yaratılışı ile ilgili Sümer mitolojisinde Yerin belirli hali.

M.ö. 1930 y. Dicle boyunda Aşur ve İsin şehirleri bulunuyordu. Aşur’u Abazacaya “Ur’a doğru kapılar”, İsin (izin) – “izin” olarak çevirilebilir.

Dünyayı dahiliğiyle hala şaşırtmaya devam eden m.ö. 1770 y. tarıhli Kanunlar Mecmuası mevcuttur. Onu hazırlayan çarın adı Hamurappi olup, adı Abazacadan şu şekilde deşifre edilmektedir: Hamma Ra ypa – Ra’nın (güneş tanrısı) oğlu Hamma.

Amoreyler (Amara yauu  - Güneş İnsanları) Sümer’e barışçıl yollarla  gelerek yerleşmiş, dili ve medeniyetini kabul etmişler.

1713 yılında Uruk’lu Urnamu çarı kanunlar mecmuasından oluşan dikili taşı oluşturmuş. Adı Ur şehrinden olduğunu, “namu” hecesi ise sahip, çar olduğu anlamına geliyor.

“Şumer (Sümer)” kelimesi Aşua lehçeli Abaza dilinden tahrif edilmiş kelime olup “Aşvua mara” (Güneş insanları) anlamına geliyor.

Sümerlerden miras olarak kalan birçok ad, soyad örneğini getirmek mümkündür: Muran, Marşan, Maan (Ma An – “Al, tanrı An), Tamara (Ra tanrıdan şeftali), Kuratsa – eski bayan adı, “Ra tanrı tarafından gönderilen” anlamındadır, Ramzan – üç Sümer tanrısı – Ra, Mza, An’dan oluşuyor. Anuar, Sara, Anara, Amra ve birçok Abaza isimleri Sümer tanrılarını adlarını içeriyor. Varolan birçok soyad ve Abaza adları (Larsov, Nippa, Kişev, Biberdov) ise, Sümer çarlık şehirlerinden kalmışlardır: Erida, Nipa, Larsa, Kiş, Biba. Bazı Abaza soyadları içlerinde Sümer tanrısı An’ı barındırıyor: Aysan, Şogan, Kvapsırgan vb.

Abazalar birbirine karşı saygıyı ifade ederken hala Ra tanrısını anıyorlar: “bara”, “uara”, “şvara”, “dara”, “hara”. Bu da eski devir toplumunda insana büyük saygıyı ifade ediyor. Herbir Abaza, eğer soyadını derinden incelerse, eski Sümerlerin ad ve adlandırmaları ile uyuşumu bulabilecektir. 

 Nartlar

Nartlar – yiğit, fiziki olarak güçlü, soylu, adaletli eski kabile temsilcileridir. Kafkasya halklarının folklorlarında onlar hakkında efsane ve türküler mevcuttur. Adları pagan Sümer tanrıları ile uyum sağlıyor. En önemli nartlardan biri demirden yapılan Sosranpa’dır. Bu ad birkaç parçadan oluşuyor: ası – gömlek, Ra – güneş tanrısı, An – en önemli Sümer tanrısı, pa – oğul. Böylece, adı “Amara zashaz ançva ypa” (Güneşin gömlek olduğu oğul An) şekilde çevirmek mümkündür. Abazalarda “amara uashat” (güneş senin için gömlek olsun) deyimi güzel dua olarak kabul ediliyor.

Efsanelerde Sataney nartların anası olarak kabul ediliyor. Sata – ad, An – Sümerlerin en önemli tanrısı, ney (nay) – gitmek: An tanrısının gönderdiği Sata.

Bataras – Sataney’in kocasının adı. Bata – ad, Ra – güneş tanrısı, as – gömlek: güneş ona gömlek olan Bata.

Sosran – iki pagan tanrı Ra ve An’ın adından oluşan isim. Tutaraş – Ra tanrısının kardeşi (Tuta Ra yaşa).

Şardan, Abazacaya “An tanrısı ile uzun zaman” olarak çevirilebilir. (Şarda An).

Filoloji alanında ilim adamı V.N. Meremkulov Abaza köyleri aksakalları tarafından toplanan nart efsanelerini toplamıştır.

Kuzey Kafkasya’nın dünyaca ünlü Kislovodsk şehrini “Nartsana” olarak adlandırıyorlar ve “Nartların yaşadığı şehir” anlamına geliyor.

Günümüze kadar ulaşan ve kullandığımız haftanın günleri de Abazaların çok bariz mirasına örnektir. Sümerler ilk olarak muhasebe hesabını kullanmışlardır. Çalışanlarına haftalık olarak maaşı ödüyorlarmış. Abazalarda günümüze kadar ulaşan haftanın günleri maaşın ödenmesi ile ilgilidir: şvara (pazartesi) – ödenen maaş; gvaşa (salı) – maaşın ödendiği ikinci gün; haşa (çarşamba) – maaşın ödendiği üçüncü gün; pşaşa (perşembe) – maaşın ödendiği dördüncü gün; hvaşa (cuma) – maaşın ödendiği beşinci gün, tsbaşa (cumartesi) – maaşın ödendiği altıncı gün, mtşaşa – tmsaşadan türeme (pazar) – işe gidilmeyen gün için ödeme.

Gösterdiğimiz tüm örnekler eski devir Sümerlerle ve Abaza halkının dilinin özdeşliğini teyit ediyor. Öyleyse, biz, Abazalar Sümerlerin torunlarıyız.