Abaza-Abhaz etnosu «Alashara» Yardımlaşma Uluslararası Birliği

Eskilerin Anlattıklarından

Из преданий старины

Abhazya ünlü bekçisi Halit Msuratoviç Kolgi’yi (Kolbaya) çocukluğumdan hatırlıyorum. O babamın yakın arkadaşıydı ve sıkça bize misafirliğe gelirdi. Halit hikmeti ile diğer insanlardan farklanıyordu ve Abhaz folklorunu çok iyi biliyordu. Anlattıklarından Abhaz dilinin şifahi zenginliği anlaşılabiliyordu. O ve babam akşamları uzun süre oturur, çeşitli ilginç hikayeleri anlatırlardı ve onlardan birçoğu hafızamda kalmıştır.

1986 y. ünlü Abhaz etnologlar L.H. Akaba ve V.L. Biguaa ile birlikte Halit Msuratoviç Kolgi’yi öz köyü Abgarhuk’ta ziyaret etmiştik. O zamanlar 86 yaşındaydı.

Onu büyük zevkle dinlemiştim, fakat fazla birşeyi yazamamıştım. Yazmış olduğum hikayelerinden bir tanesini ilginize sunuyorum.

 

İyilik Yap ve Suya Bırak

Bir zamanlar Abhazya’da saygın adam bir yaşamış ve onun üç oğlu varmış. Oğulları büyüyünce kuşandırmış, herbirine beş yüz ruble vermiş ve demiş:

- Gidin, güzel vakit geçirin, parayı ise harcamayıp, geri getirin.

Büyük oğlu dönünce, babası sormuş:

- Oğlum, nasıl vakit geçirdin?

- Ben güzelce vakit geçirdim, fakat paraları harcamayıp, sana geri getirdim - diye, cevaplandırmış oğlu.

- Bugünden itibaren sen sürekli evde bulunacaksın – demiş ona babası.

Ortanca oğul da paraları harcamadan dönmüş. Ona da babası bundan böyle sürekli evde bulunacağını söylemiş.

Küçük oğlu da dönünce, babası ona somuş:

- Anlat bakalım, ne yaptın?

 - İnsanları gördüm ve paraları da harcadım – diye, cevap vermiş en küçük oğlu.

- Ne için harcadın paraları? – diye, sormuş babası.

- Bir kişi ölmüş, onun dört yüz ruble borcu varmış ve onun borçlu olduğu insanlar söz konusu parayı akrabalarından istemeye başlamışlar. Ve ben onlara borcu ödemeleri için dört yüz rubleyi, yüz ruble ise defin için verdim.

O zaman babası oğluna bugünden itibaren evin sahibi olduğunu söylemiş.

Bir keresinde küçük oğul sefere çıkmış ve yolda bir adam ile karşılaşmış. Küçük oğul yolcuya kim olduğunu ve nereye giderse daha iyi olacağını sormuş.

- Doğuya gitmen tehlikelidir, oradan kimse geri dönmüyor. Dağlar da tehlikelidir. Batıya gidilebilir – diye cevaplandırmış adam.

- O zaman ben batıya gideyim – demiş küçük oğul.

- Öyleyse ben de seninle gitmek istiyorum, yol arkadaşın olurum.

- Gidelim, diye rızasını göstermiş genç, fakat bir şartım olacak: neyi elde edersek, eksiksiz bölüşeceğiz.

Anlaşarak, batıya doğru yola koyuldular. Yolları üzerinde küçük oğul ve yeni arkadaşı herkesin matem giysisine bürünmüş olduğu bir prensliğe rastgeldiler.

Prensin kendisi onları karşılayarak, eve çağırmış. Genç herkesin niye matem içinde olduğu ile ilgilenmiş.

- Bizi lanetlediler. Güzel bir kızım var, herkesin hoşuna gidiyor ve kim ki onunla evlenirse olüyor – diye, cevaplamış prens.

Prensin kızını görünce, genç aşık olmuş ve onunla evlenmiş.

Akşamleyin beklenmedik yolculuk arkadaşı gence kapıları geceleyin kapamamasını tembihlemiş. Gençler uyuyunca, o kılıç ile içeri girmiş ve kıza yaklaşmış. O an ağzından yılan gözükmüş ve adam kafasını kesmiş, sonra ikinci, peşinden üçüncü gözükmüş. O bu yılanları da öldürmüş. Gençer hiçbir şeyden habersiz uyumuşlar.

Sabahleyin prensliğin sakinleri kocanın sağ selim olduğunu görünce, sevinmişler. Prens sevinç içinde gençlere paraları, çok sayıda hediyeyi vermiş ve onlar arkadaşları ile sefere çıkmışlar. Ne zaman ki genç ve arkadaşı ilk defa karşılaştığı yere ulaşmışlar, arkadaşları yeni evli çift ile vedalaşmaya başlamış. Genç ondan ayrılmak istemediği için üzülmüş, fakat o ısrar etmiş. İşte o zaman genç adam anlaşmayı hatırlamış ve kızı eşit olarak paylaşmaları gerektiğini söylemiş. Arkadaşı ilk olarak vurması gerektiğini söyleyerek kızın kafası üzerine kılıcı sallamış. A an kızın ağzından yılan yumurtaları çıkmış. Bir dahaki sefer sallayınca, ağzından kan akmış ve arkadaşı her şeyin yerinde olduğunu ve genç hanımı ile birlikte sakin bir şekilde eve dönebileceklerini söylemiş.

- Fakat sen benim için çok iyiliği yaptın, ben ise senin için hiçbirşey yapmadım – demiş genç.

- Sen seyahat yaparken, rastgele aileme uğrayarak borcumu ve cenaze paramı ödedin, bu şekide ruhumu rahtlattın. Ve ben sana bir zararın dokunacağını hissedince, sana ufak bir yardımda bulunmaya gelmiştim – diye, cevaplamış adam.

“İyilik yap ve suya bırak, bu da sana hayat yolculuğunda mutlaka yardım edecektir” – diyorlar Abhazlar.

1990 yılı, Çerkessk şehrinde “Abhazların El Sanatları” adlı sergisı Abhazya Müzesi tarafından gerçekleştirildi. Sergiden sonra akrabalarımdan en büyüğümüz Osman Ahba’ya Novo-Kuvinsk’e haretek ettik. Onunla uzun uzun her türlü konuda konuştuk ve ben Halit Kolbaya’ya yaptığım ziyareti anlattım, onlar daha önce bizim evde görüşmüşlerdi. O Halit’in hikayesini çok beğendi ve Abazaların da: “İyilik yap ve suya bırak” dediğini belirtti.