Сайт Международного абазино-абхазского культурно-просветительского объединения «Алашара» - View News

Abaza-Abhaz etnosu «Alashara» Yardımlaşma Uluslararası Birliği

Geçmişin Kaynakları: Sümerler

Истоки прошлого: шумеры

Günümüzde Hatt, Hurrirt, Urart, Etrussk, Ubıh ve diğer “ölü” dilleri gibi geride kalmış Kafkasya dillerinin kaybolması sorunuyla karşı karşıyayız. Ve buna karşı koymak için herbir yolu araştırmalıyız. Büyük Tufan’dan başlayıp, hatta daha erkenden Sümerlerin ortaya çıktığı zamanlardan beri büyük savaşçı Aşua halkı vardır ve kaybolmasına izin vermemeliyiz.

Birçok bin yıl önceden Küçük Asya’nın Mesopotamya adındaki bölgesinde Sümerler ortaya çıkmıştır. Sümer çarı Alulim, Eridu şehrinde huküm sürüyordu. Alulim’in yönetme dönemini Sümer medeniyetine bağlıyor olsalar da, Sümerlerin kendi görüşlerine göre “Sümerler her zaman medeni olmuşlardır”. Sümer çarlarının listesine dahil edilen (sözkonusu liste herhalde dünya üzerinde en eski yazılı belgedir) Alulim’in çarlık hükmü “göklerden inmiş” ve yerde ortaya teşekkül edince, mutlak olarak ortaya çıkmıştır. Sümer listesinin süresi kesin olarak belirlenemediğinden Alulim’in hüküm sürdüğü dönemi de belirlemek mümkün değildir, diğer kaynaklardaysa, ondan bahsedilmiyor. Sümer çarlarının listesi toprak tablolara yaklaşık olarak m.ö. 2100 y. yazılmış olarak biliniyor, fakat gerçekte ise, yazı daha eski gelenekleri yansıtmaktadır.   

Sümer adındaki ilk insanlarının ortaya çıkması ile ilgili birkaç versiyon mevcuttur ve bunlardan çeşitli kabile dallarının oluşması mümkündü. Örneğin, Abaza, Abhaz ve onlarla yakın  akrabalık dereceli halk olan Adıgelerın, ki kendilerini yer yüzünden silinmiş Ubıh halkından olan en eski halkardan Hattamlara mensup olduklarını çivi yazılara dayanarak ıspatlamışlardır. Söz konusu halk da Abaza halkı gibi Kafkasya’da en savaşçılardan biri sayılmıştır.

Asur tanrısı ve Asur devleti başkentinin adı olan Aşşur kelimesinin etimolojisini inceleyelim. Kelime Sümerlerle doğrudan ilgilidir: “A” aidiyeti belirtiyor; “şşu” – kaynamak, yanmak, “r” – kelime oluşturucu ek. Yani, biz “Aşşur” kelimesini “sıcak”, “kaynayan”, “güçlü” olarak “sümer” kelimesinin eşanlamlısı şeklinde çevirebiliriz. Aynı “Aşşur” kelimesinin etimolojine diğer bir şekilde, iki kısma bölerek bakalım: Aş ve Ur. Obri Fessenden’in sıradaki yazdıklarına başvuralım: “İnsan Kafkasya’ya gelene kadar konuşmadığı hakkında bilgiler dilin kendisinde mevcuttur ve özellikle orada konuşmayı öğrenmiştir. Herhalde, onu Kafkasya zirvesinde en çok etkileyen ateş olmuş ve onun için “Ur” kelimesini kullanmış. “Aş” (kül) çıkış yerini ifade etmiş ve “ondan” anlamında kullanılmıştır. Böylece, Aşur ateşin çıktığı şeyi ifade ediyordu. Kereste de Aşur, okyanus da Aşur olarak adlandırılıyordu, çünkü onun için ateş olan güneş ondan çıkıyordu. Aps güneşin çıkış yerini, ayrıca, doğu, ufuk ve dağın son kısmını, ve de dağ zirvesini ifade ediyordu. Kelimelerin tüm ilk kökleri bu şekildeydi ve onların Kafkasya Geçidi haricinde ortaya çıkmaları çok zordur. Ur ve Al yansıyıcı idiler.” Daha ileride O. Fessenden’de şunlarla karşılaşıyoruz: “İlk tanrı Ur veya Al, ışığın tanrısıydı”.

Marduk (öncesinde yaratılan tüm tanrıları geçen tanrının adı) kelimesinin etimolojisini inceleyelim. Mar (Mara) – Abazada “güneş” anlamına geliyor. Du – Abaza dilinde “büyük” demektir. Söz konusu kelimenin Abaza dilinden tercümesi “büyük güneş” anlamında, yani “güçlü ısıtan güneş” demektir.

Kiş şehir-devletine dikkatleri çevirelim. Kiş aynı adlı Kiş tanrısı tarafından inşa edilmiştir. Kiş tanrının adı Kişev, Kişayev, Kişmahov, Kışokov, Kişmariya Abaza va Abhaz soyadlarında mevcuttur. Söz konusu sülalelerin ortaya çıkışı bir şekilde Kiş tanrı ile bağımlı olduğu farzedilebilir.

Nippur şehri, Nippur tanrısı veya Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Staro-Kuvinsk köyünden ve Abhazya’da yaşamakta olan Nippa soyu tarafından kurulmuştur.

Umma şehri, Umma tanrısı tarafından, Umma sülalelesi ise, Umma yarı tanrısı tarafından kurulmuştur. Umma şehir-ülkesinin yöneticisi Uşa soyadını taşıyordu, ki o bugün de Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Abaza (Aşuy) köyü İnjiç-Çukun’da korunmuştur.

Larsa Sümer şehri Larsa tanrısı veya Larsa sülalesi tarafından kurulmuş. Fakat burada Larsa şehrinin Kafkasya’da da olduğunu eklemeliyiz. Onun hakkında Kafkasya gezisi sırasında Larsa şehrinde konaklayan  Aleksandr Sergeyeviç Puşkin de bahsediyor. “Larsa’dan yedi verstada (eski Rus uzaklık ölçü birimi) Daryal mevkisi bulunuyor. Vadinin adı da aynıdır. Her iki taraftaki kayalıklar paralel duvarlar şeklinde duruyor. Burası o kadar dardır ki, seyyahların birinin dediğine göre darlığı sadece görmekle kalmayıp, hissettiğini düşünüyorsun. Göğün küçücük kısmı kafanızın üzerinden mavi kurdele gibi gözüküyor. Dağ yüksekliğinden ufak ve püskürtülmüş akımlar şeklinde inen çayırlar bana Rembrant’ın Ganimed’i Kaçırma adında tuhaf resmini hatırlatıyorlardı.” (A.S. Puşkin. Erzurum’a Yolculuk) Aynı eserin devamından Puşkin artık Gürcistan’a girişte Ananura (Abazadan “annenin ışını” olarak çevriliyor, “annenin nuru”, An – anne, nur – nur, ışın) uğradığından bahsediyor. “Yorgunluğu hissetmeden Ananura ulaştım. Atlarım gelmiyordu. Duşeta şehrine kadar on versta kaldığını bana söylediler ve ben de yaya gittim. Fakat yolun dağa doğru tırmandığından habersizdim. O on versta yırmi değerindeydi.”

Sümer Akka şehrinin adı Abhazya’da saklanmıştır: başkenti Sohum şehrinden şifahi olarak eski Akka adıyla bahsediyorlar. Ve bu tür örnekleri sayısız kadar çoğaltabiliriz.

Bazı şehir ve tanrıların adlarının Kabartay-Çerkes dilinden çevrildiğini belirtmeliyiz, ki bu da Kabartay (Adıge) halki ile Abaza (Aşuy) ve Abhaz halklarının yakın ilişkilerine işaret ediyor. Fakat, belirtilmeli ki, pek çok Abaza soyadı son birkaç asırlık sürede Kabartay-Çerkeslerce benimsenmişlerdir, fakat günümüzde Kabartay-Çerkes olarak adlandırdıklarımızı Sümerlerle ilişkilendiremeyiz, çünkü Kabartaylar, Abaza-Aşuylardan farklı olarak çok daha geç ortaya çıkmışlardır. Kabartayların kendileri eskilerde Abaza ve Abhazlarla aynı halk olduklarını düşünüyor. Bunun teyidi de m.ö. II-III bin yıllarında yazılan çivi yazı metinleridir ve onlar hem Abaza, hem Abhaz, hem de Kabartay-Çerkes dilinde okunabiliyor.